1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde iki öğrenci tarafından bir üniverisitede araştırma projesi olarak başlatılan şeffaf plak tedavisi, 2003 yılında ortodontik tedavinin kullanım alanına girmiştir. Invisalign, 2000’li yıllardan günümüze bu tedaviyi geliştiren ilk şeffaf plak markasıdır.

 

Invisalign sistemi, çapraşık konumda olan dişleri hastaya özel olarak üretilen şeffaf düzenleyici bir seri plak ile aşamalı olarak düzelten bir tedavi yaklaşımıdır. Hasta açısından tamamen konforlu ve neredeyse görünmeyen bu plaklar özel bir plastikten üretilirler.

Bu tedavi sırasında kırılan braket veya kopan teller için acil durum randevusuna gerek kalmaz, daha konforlu bir tedavi süreci yaşanır. Hastaya özel seri olarak üretilen plaklar sayesinde randevu aralıkları daha azdır. Hastalar daha seyrek randevular ile ortodontist koltuğunda daha az zaman geçirirler. Hastalar ağız bakımlarını daha rahat yapabilirler çünkü kullanılan plaklar sabit değildir, hasta tarafından takıp, çıkartılabilirler. Dışarıdan uygulanan sabit ortodontik apareyler ile karşılaştırıldığında estetik açıdan daha üstündür ancak lingual apareylere göre daha fazla görünürler.

 

Her sıralı şeffaf plak günde ortalama 20-22 saatten ortalama 2-3 hafta kullanılır. Bu sürede şeffaf plaklar dişlere bir sonraki konuma gelebilmesi için hafif kuvvetler uygular. Plaklar tarafından oluşturulacak her bir diş hareketi bilgisayar ortamında 3D simülasyon yapılarak planlanır ve daha sonraki aşamada plakların üretimine geçilir.

 

Yukarıda saymış olduğumuz özellikler sadece invisalign için değil tüm şeffaf plak markaları için geçerlidir. Ancak, invisalign tedavisinin diğer markalara göre üstünlüğü yılların vermiş olduğu tecrübe ve bu tedavi yönteminde halen devam eden Ar Ge çalışmaları ve şeffaf plakların üretiminde kullanmış olduğu materyalin farklı olmasıdır.

 

Invisalign tedavisinin, diğer şeffaf plak tedavileri ile karşılaştırıldığında bir diğer üstünlüğü ortodonti konusunda sınırlı bilgisi olan dişhekimlerine değil de sadece ortodontistlere hizmet veriyor olmasıdır. Kötünün iyisi olarak değerlendirilebilecek bu durumda bilgisayar ortamında üretilecek plaklarda üretimi ve planlamayı yapacak kişiye en azından konudan anlayan bir ortodontistin dolaylı da olsa katılabilmesidir. Bu durum invisalign tekniğinin diğer plak tedavilerine göre bir üstünlüğü olarak görülebilir.

 

Invisalign sistemi şeffaf plak alanındaki tecrübesine rağmen yine de ortodontik bozuklukların tedavisinde sınırlı kaldığı unutulmamaldır. Invisalign tedavisi düşünen hastaların bu teknik için uygun olup olmadıklarını mutlaka tedaviyi yaptıracakları ortodontist ile konuşup emin olmaları gerekmektedir.

 

Sadece belirli zorluktaki vakalarda kullanılabilen bu sistemin bir diğer büyük dezavantajı maliyetinin diğer plak tedavilerine göre daha yüksek olmasıdır. Neredeyse lingual ortodontik tedavi maliyetlerine yaklaşan tedavi ücretleri sadece sınırlı vakalarda kullanılabilen bu yöntem için çok uygun değildir. Invisalign tedavi maliyetlerini düşürmek amacıyla sadece ön dişlerdeki basit çapraşıklıkların düzeltilmesi için az sayıda plak kullanımı ile daha ekonomik maliyetler önerse de, bu noktada yine LAS (Lingual Sosyal Altı) yöntemine alternatif olamamaktadır. Sadece lingual ortodontik tedavinin yapıldığı kliniğimizde diğer şeffaf plak tedavilerinde olduğu gibi invisalign tedavisi yerine lingual teknik veya LAS (Lingual Sosyal Altı) tedavisi tercih edilmektedir. Bu yöntem ile hem her tür ortodontik bozukluk tedavi edilebilmekte, hem de kısa sürede daha etkin sonuç alınmaktadır.